19 Eylül 2012 Çarşamba

Ercan Geçmez'in 'Uluslararası Hacı Bektaş Veli Sempozyumu'nda' yaptığı konuşma metni

Genel Başkanımız Sayın Ercan Geçmez'in 'Uluslararası Hacı Bektaş Veli Sempozyumu'nda' yaptığı konuşma metni


Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı olarak, kurulduğumuz yıl olan 1994’ten beri Türkiye çapında örgütlü bulunan 32 şubemizle,

“…HACI BEKTAŞ VELİ’nin öğretilerini ulusal ve uluslararası alanda bir bütünlük içinde ele alarak, araştırmak, belgelemek ve yararlı sonuçlar elde etmek üzere tanımlamalar geliştirmek, yaşatmak ve geleceğe aktarmak” için faaliyetler gerçekleştiriyoruz.

Bu çerçevede şu an açılışında bulunduğumuz sempozyum, aslında İkinci Uluslararası Hacı Bektaş Veli Sempozyumu. Birincisi de, yine uluslararası nitelikte olmak üzere, 2000 yılında yine Kültür Bakanlığı ve vakfımız işbirliğiyle gerçekleştirilmişti. (GÜLÜMSEYEREK) Demek üçüncüsünü de 2018 yılında gerçekleştireceğiz, umarım.

Şaka bir yana, ilk sempozyumun üstünden geçen yıllar, bize, bu alanda ne gibi değişiklikler olduğunu da açıkça işaret ediyor. İlk sempozyumda, bugün de olduğu gibi, Prof. Dr. Cengiz Güleç ve Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak aramızdaydı.

Ama ilk sempozyumda biri daha aramızdaydı; burada adını anmayı ve anısı önünde saygıyla eğilmeyi bir borç bildiğim, Alevilik-Bektaşilik araştırmalarının öncü isimlerinden İrene Melikoff… 8 Ocak 2009’da Hakk’a yürüyen Melikoff bugün de aramızda: Açtığı çığırı genişleterek bir yola dönüştüren öğrencileriyle, alanın yeni araştırmacıları ve genç bilim insanlarıyla.

İlk sempozyumun bileşimine bakıldığında meslekten akademisyen sayısının görece azlığı ve sempozyumun uluslararası katılımcılarının daha çok Doğu komşularımızdan, özellikle Azerbaycan gibi Türk coğrafyasından geldiği görülür. Bugün ise sempozyumda büyük bir çoğunluğu meslekten akademisyenler oluşturduğu gibi, aynı şekilde Doğu komşularımızdan gelen bilim insanları yine aramızdalarsa da büyük çoğunluğun Batı’dan geldiği görülmektedir.

Kuşkusuz bu yeni ve daha da zenginleşmiş bileşimi Alevi Enstitüsü’ne borçluyuz ki ilk sempozyumda böyle bir çalışma organizasyonumuz yoktu, şimdi var, bu da önemli değişikliklerin başında gelmektedir.

İlk oturumu bugün öğleden sonra başlayacak ve üç gün sürecek olan Hacı Bektaş Veli Sempozyumu’nun ilkinin açtığı yolu, daha da genişleterek sürdüreceğine olan inancımız tamdır. Çünkü, vakfımızın da bir parçası olduğu Alevi inancının serçeşmesi ve aynı zamanda bir bütün olarak ülkemizin en önemli kültür varlıklarından olan Hacı Bektaş Veli’nin ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtılması için düzenlenen sempozyuma hem Kültür Bakanlığımız hem de Başbakanlık her türlü desteği bize sunmaktan geri durmamıştır. Bu vesileyle Kültür Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay’a bir kez daha buradan teşekkür etmek istiyorum.

Diğer taraftan, Sempozyumun bilimsel sorumluluğunu üstlenen, ABD’den İran’a, Yunanistan’dan Macaristan’a tüm bilim insanlarını ve çevrelerini sempozyuma katkı sunmak üzere bir araya getiren Alevi Enstitüsü’ne ve dolayısıyla Enstitü Başkanı Prof. Dr. Sayın Cengiz Güleç’e de teşekkür ediyorum. Son olarak, sempozyumu gerçekleştirmek üzere bize salonlarını tereddüt etmeden açan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne, rektörümüz sayın Prof. Dr. Cemal Taluğ ve özellikle Dekanımız Prof. Dr. Sayın Celal Göle nezdinde teşekkür ediyorum.

Kuşkusuz ikibinli yılların başından sonuna bakıldığında en önemli değişikliklerin başında Alevi hareketinin kat ettiği yol gelmektedir. Bu yılların başında ne Aleviler meşru talepleri için sokaklara inmeyi düşünüyorlardı, ne dönemin iktidarları Alevi çalıştayları düzenlemeyi. Ne TRT’de Muharrem sohbetleri olurdu, ne de Aleviler durup dururken anımsanırdı. Şimdi tüm bunlara ve daha fazlasına tanık olduk.

Belli ki olmaya da devam edeceğiz. Yaşadıklarımız olumlu mudur, olumsuz mudur; bu ayrı bir tartışma konusu ama Hacı Bektaş Veli’nin dünyanın hemen her köşesinde ilgi gören bir araştırma konusu haline gelmesi, bunun için ülkemizin farklı farklı üniversitelerinde araştırma merkezleri kurulması, Alevi hareketinden bağımsız düşünülemez. Bu hareketi yok sayarak Alevilik çalışılamayacağı gibi, Alevilik sorununun çözülemeyeceği de açıktır.

Bugün burada bizi bir araya getiren bilim insanlarının, sempozyum izleyicilerinin farklılığı ve çeşitliliği, Aleviler hakkında çalışan ya da düşünce, çözüm üretmeyi deneyen, denemek isteyen herkes için yol gösterici olmalıdır.

Hacı Bektaş Veli’nin disiplinlerarası bir çalışmayı gerektiren çok boyutlu bir araştırma konusu olması gibi, Alevilik de, modern Alevi hareketi de çok boyutludur.

Örneğin nasıl Hacı Bektaş Veli’yi günümüz milliyetçi ideolojilerinin gözlükleriyle, yalnızca Anadolu’yu Türkleştiren ya da Anadolu’yu müslümanlaştıran bir figür olarak tasarlayamazsak, Alevi hareketini de tek bir aktör üzerinden okuyamayacağımız gibi, tek bir aktörü muhatap alarak ya da tek yanlı bir bakış açısıyla Alevi sorununu da çözemeyiz.

Bu çerçevede sempozyumun bize verdiği bir ders daha var: Ortada bir sorun varsa, bu sorun ancak farklı görüşlerin, farklı tarafların sürekli diyalog içinde olmasıyla tartışılabilir ve çözülebilir.

Nasıl ki bu sempozyumda hiçbir bilim insanının “Hacı Bektaş’ın özü budur; gerisi yalandır ve herkes bunu kabul etmek zorundadır” deme hakkı yoksa, bunun söylenebildiği yerde sempozyum yapma imkanı yoksa, modern Alevi hareketi de belirli özlere indirgenerek anlaşılamayacağı gibi, Alevilik sorunu da belirli Alevilik tanımlarına sıkıştırılarak çözülemez.

Bu bakımdan farklılıkların sorunun anlaşılması ve çözümünde meşru ve doğal sayılması, farklılıklar arasında eşit olmayan ilişkilerin reddi biricik arzumuzdur.

Bu arzumuz doğrultusunda inanıyorum ki müze statüsünde bulunan serçeşmemiz, pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna bugün bir turist gibi para ödeyerek girebilen bizler,…

bir bütün olarak Aleviler, suyun taşı delmesi gibi, bunun gibi bilimsel toplantılarla, aklın ışığıyla karanlığı dele dele

bir gün kurbanlarımızla, semahlarımızla, sazlarımızla, salına salına gireceğiz ve orada cem olacağız; bir kez daha, sonsuza kadar; hünkarımızın söylediği gibi, “sözümüzün güzelliği cemalimize düşmüş olarak”….

Huzurlarınızdan saygıyla ayrılıyor ve tüm sempozyum katılımcıları ve izleyicilerine teşekkürlerimle başarılar diliyorum.
 


ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ SEMPOZYUMU 2009
ULUSLARARASI HACI BEKTAŞ VELİ SEMPOZYUMU 2009


SEMPOZYUM ÖZET PROGRAMI
19-21 EKİM 2009

Sempozyum Açılış Töreni
19 Ekim 2009 Pazartesi, Saat:10:00
Resim Heykel Müzesi

Sempozyum açılış programı (Resim Heykel Müzesi) dışındaki tüm oturumlar; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Aziz Köklü Salonu'nda yapılacaktır.

Açılış Bildirgesi, 14:00-14:30

1.GÜN
Birinci Oturum: 19 Ekim 2009, Pazartesi, 14:30-17:00
ÖTEKİLERİN TARİHİ, TARİHİN ÖTEKİLERİ
Görüşler, soru ve tartışmalar, 16:30-17:00

Açılış, Protokol ve Basın Kokteyli
Siyasal Bilgiler Fakültesi Sütunlu Salon, 17:00-19:00



2.GÜN
İkinci Oturum: 20 Ekim 2009, Salı, 10:00-12:00
SÖZÜN YAZISI, YAZININ SÖZÜ
Görüşler, soru ve tartışmalar, 12:00-12:30
Öğle yemeği:12:30-14:00


Üçüncü Oturum: 20 Ekim 2009, Salı, 14:00-16:30
HACI BEKTAŞ'IN İZİNDE, HACI BEKTAŞ'IN İZLERİ
Görüşler, soru ve tartışmalar, 16:00-16:30


3/1 Parelel Oturum: 20 Ekim 2009, Salı, 14:00-16:30
KENDİSİNİN İMGESİ, İMGENİN KENDİSİ
Görüşler, soru ve tartışmalar, 16:00-16:30

ALEVİ ENSTİTÜSÜ KOKTELYİ
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi/Dikmen
17:00-19:00

3.GÜN
Dördüncü Oturum: 21 Ekim 2009, Çarşamba, 10:00-12:30
BU DİYAR BAŞKA DİYAR,BAŞKA DİYAR BU DİYAR
Öğle yemeği:12:30-14:00


Beşinci Oturum: 21 Ekim 2009, Çarşamba, 14:00-16:30
POSTSUZ SERÇEŞME'DEN SERÇEŞME'SİZ POSTA
Görüşler, soru ve tartışmalar, 16:00-16:30


3/2 Parelel Oturum: 21 Ekim 2009, Çarşamba, 14:00-16:30
Görüşler, soru ve tartışmalar, 16:00-16:30

SEMPOZYUMUN KAPANIŞ BİLDİRİSİ
17:00-17:45

                         

Yorum Gönder