7 Şubat 2022 Pazartesi

DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ ELEKTRİK ZAMMINI PROTESTO ETTİ

Datça Demokrasi Platformu tarafından 5 Şubat 2022 Cumartesi günü AYDEM önünde gerçekleştirilen Elektrik Zammı protestosuna Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cem Evi'de katıldı.

Yüzlerce kişinin katıldığı protestoda Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça  Şube Başkanı Murat Yıldırım da Cem evlerinin ticarethane olarak gözüktüğünü ve tüm cemevlerine bu yüzden yüksek elektrik faturaları geldiğini söyledi. Cemevlerinin ticarethane olmadığını, ibadethane olduğunu ve kendilerinin de bu ülkede vergisini ödeyen, askerliğini yapan, vatandaş olarak ülkesine her türlü sorumluluğunu yerine getiren bireyler olarak sadece eşit yurttaş olmak istediklerini, cemevlerinin de diğer ibadethanelere sağlanan imkânlardan yararlanması gerektiğini söyledi. 

 

Ayrıca cemevlerinin ibadethane olup olmadığına karar verecek kurumun Sadece bir mezhebe hizmet eden Diyanet İşleri Başkanlığı olmadığını, alevi yurttaşların buna karar vereceğini, cemevlerinin kendilerinin ibadethaneleri olduğunu söyledi.













1 Şubat 2022 Salı

16. AÇIK DENİZ KIŞ YÜZME MARATONU, DATÇA’DA YAPILDI

 


16. Açık Deniz Kış Yüzme Maratonu, Muğla’nın Datça ilçesinde düzenlendi.

29 Ocak 2022 Cumartesi günü Datça'da yapılan 16.Açık Deniz Kış Yüzme Maratonuna, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cem Evi üyeleri ve Kumkapı Sarıçubuk81 Spor Kulübü sporcuları Aygül Yıldırım yaş kategorisinde 2., üyemiz ve sporcumuz Güzel Bulut Yıldırım kendi yaş kategorisinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü adına yarıştığı yarışmada 3. ve Gülen Yıldırım da yaş kategorisinde yarıştığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü adına 1. olmuşlardır.

Sporcularımızı tebrik eder başarılarının daim olmasını dileriz.



Datça Kaymakamlığı, Datça Belediyesi, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO), Türkiye Yüzme Federasyonu ve Muğla Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen organizasyona 150 sporcu katıldı.

Hava sıcaklığının 14, deniz suyu sıcaklığının 18 derece ölçüldüğü ilçede, vatandaşlar yüzücülere alkışlarla destek verdi.

Bu yılki teması orman yangınları ve iklim krizi olarak olarak belirlenen maraton, Taşlık Plajı’nda yapıldı. Maratonda yüzücüler, 3000 metrelik uzun ve 1500 metrelik kısa parkurda mücadele etti.

Datça Kaymakamı Mesut Çoban, Anadolu’da bir çok kentin kar altında olduğunu belirterek, Datça’da deniz suyu sıcaklığının 18 derece olduğunu söyledi.

Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, bu yıl 16’ncısı düzenlenen maratonun geleneksel hale geldiğini, etkinlik vasıtasıyla spor turizmine katkı sağladıklarını dile getirdi.

MUTSO Başkanı Mustafa Ercan ise Muğla’nın iklimsel koşullarıyla her türlü spor aktivitesine elverişli bir kent olduğunu, organizasyona katılımın da kendilerini memnun ettiğini kaydetti.

Yarışlar sonunda katılımcılara madalya verildi. Maratonu tamamlayamayan bazı sporcular da teknelerle alana getirilerek, sağlık kontrolünden geçirildi.

– 1500 metre birincisi Öztürk’ün hedefi olimpiyat

Yarışta 1500 metre parkurunu birinci tamamlayan 29 yaşındaki Emre Öztürk, ilk soğuk su deneyimi yaşadığını aktardı.

Datça’da ilk defa yüzdüğünü vurgulayan Öztürk, “Datça güzel. Soğuk suda yüzdüğümüz için biraz kramp girdi ama bununla baş etmeyi bildik. Mutlu sona ulaştım. 1500 metrede birinci oldum. Milli takımda açık su yüzücüsüyüm. Türkiye’yi inşallah olimpiyatlarda da temsil edip, daha büyük başarılara imza atmak istiyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Datça’da bu yılın onur konuğu, maratona uzun yıllar emek vermiş isimlerden Levent Özberk oldu.

Organizasyonda dereceye giren sporcular şöyle:

– 3000 metre parkur

Erkekler:

1. Emrah Karaboğa

2. Mert Acun

3. Mehmet Zeki Özkol

Kadınlar:

1. Bengisu Avcı Erdoğan

2. Zeliha Batay

3. Seda Kansuk

– 1500 metre

Erkekler:

1.Emre Öztürk

2. Okan Ulaş

3.Timuçin Gülaç

Kadınlar:

1.Yonca Şevval Erdem,

2. Çilem Çelik,

3. Nida Özdemir

















Muğla Valisi Orhan Tavlı’dan HBVAKV Datça Cemevi’ne Ziyaret

 Muğla Valisi sayın Orhan Tavlı 29.01.2022 cumartesi günü Datça Kaymakamı sayın Mesut Çoban’la birlikte HBVAKV Datça Cemevini ziyaret etti. 

Ziyaretinde Cemevi yöneticileri ve üyeleriyle bir araya gelen Muğla Valisi Orhan Tavlı şube yöneticileri ve üyelerinden sorunlarını, ihtiyaçlarını, taleplerini dinledi. Özellikle cemevi arsasısının tahsisi ve bağımsız cemevi yapılmasıyla ilgili süreci yakından takip ettiğini söyleyen Vali Orhan Tavlı,  halk devlet birlikte Datça’ya cemevi yapacaklarını söyledi.

HBVAKV Datça Şubesi Cemevi yönetici ve üyeleri de Vali Orhan Tavlı’ya bu ziyaretinden, ilgi alakasından dolayı teşekkür ettiler. 
















Datça Kaymakamı Mesut Çoban’dan HBVAKV Datça Cemevi’ne Ziyaret

 Datça Kaymakamı Mesut Çoban 28.01.2022 tarihinde HBVAKV Datça Cemevini ziyaret etti. Ziyaretinde Cemevi yöneticileri ve üyeleriyle bir araya gelen Mesut Çoban’a Şube Başkanı Murat Yıldırım kurumun ihtiyaçlarından ve taleplerinden bahsetti. Keyifli bir sohbet ortamında geçen ziyarette Datça Kaymakamı Mesut Çoban kurum yetkililerin Cemevi Arsası ile ilgili süreçle de yakından ilgilendi.

Ziyaretlerinden dolayı HBVAKV Datça Şubesi Cemevi yönetici ve üyeleri bu ziyareti ve ilgi alakasından dolayı Datça Kaymakamı Mesut Çoban’a teşekkür ettiler.














27 Ocak 2022 Perşembe

DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ 'NDEN HIZIR ORUCU DUYURUSU

 HACI BEKTAŞI VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ 

                                                                  HIZIR ORUCU DUYURUSU

Bu yıl 8-9-10 Şubat tarihlerinde tutulacak olan Hızır orucumuz için Pandemi nedeniyle cemevimizde oruç açım lokmaları veremeyeceğimizi duyurur, 11.02.2022

Cuma günü saat 13.00’de Sosyal Mesafe ve Maske tedbirleri doğrultusunda Hızır lokmalarımızı Cemevimizde paylaşmaya tüm canları bekleriz.

HACI BEKTAŞI VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ BAŞKANI

MURAT YILDIRIM







Datça'da Uğur Mumcu, Ölümünün 29'uncu yılında unutulmadı...

 DATÇA CEMEVİ UĞUR MUMCU’YU ANDI 

24 Ocak 2022 Pazartesi günü Hacı Bek­ta­şı Veli Ana­do­lu Kül­tür Vakfı Datça Şubesi Başkanı Murat Yıldırım Uğur Mumcu'nun 28.Ölüm yıldönümü nedeniyle Cemevinde basın açıklamasında bulundu




HACI BEKTAŞI VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI

DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ BASIN AÇIKLAMASI

 

Kıymetli yurttaşlar, değerli canlar,

Bugün 24 Ocak; Teröre karşı, karanlığa karşı, demokrasi için, aydınlık için kalemiyle fikirleriyle mücadele eden Uğur Mumcu’nun katledilişinin 29. Yıl dönümü. Atatürk ilkelerini ve Türkiye’nin bağımsızlığını tutkuyla savunan Uğur Mumcu hepimizin bildiği gibi bir yurtseverdi.

22 Ağustos 1942’de Kırşehir’de doğan Uğur Mumcu’nun çocukluğu Ankara’da geçti. 1962’de Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülünü aldı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarında öğrenci derneğinin başkanlığını üstlendi. Mezun olmasının ardından bir süre avukatlık yaptı. 1965’te Yön Dergisi’ndeki yazılarında Atatürk ilkeleri ile tam bağımsız bir Türkiye’yi savundu. 1968 yılında dil öğrenimi için İngiltere’ye gitti.

12 Mart’ın kısmi darbe günlerinde gözaltına alınan Mumcu, “Orduya hakaret” ettiği iddiasıyla tutuklandı ve bir yıla yakın Mamak askeri cezaevinde hapis yattı. Mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından bozulunca serbest kalmasının ardından 10 Ekim 1972’de askere alındı. Tuzla Piyade Okulu’ndaki eğitimin ardından “kötü hal ve düşünce sahibi” olduğu iddiasıyla er çıkarıldı. Askerliğini piyade eri olarak Ağrı Patnos’ta tamamladı. O artık “sakıncalı piyade” idi.

Uğur Mumcu Terör örgütü PKK ile Kürt sorununu birbirinden ayırıyordu. Yarım kalan son çalışması Kürt Dosyası’nı, bu bakış açısı üzerine kurmuştu. Irkçılığa, dinciliğe, mezhepçiliğe karşı çıkar, Aydınlanma Devrimi'ni savunurdu.

Uğur Mumcu devlet içindeki İslami Hareket, Gülen örgütlenmesi ve Hizbullah'ın varlığından söz eden ilk gazeteciydi. Ve ne yazık ki; 24 Ocak 1993 Pazar günü daha sonra İBDA-C ve Hizbullah tarafından üstlenilen suikastla, Çankaya-Gaziosmanpaşa’da evinin önünde arabasına konulan bomba ile öldürüldü.

Ancak üstünden 29 yıl geçmesine rağmen Mumcu kadar Türkiye’yi de hedef alan bu korkunç cinayetin üzerindeki sis perdesi hâlâ kalkmamıştır.

Mevcut iktidarca oluşturulan korku ortamında Uğur Mumcu gibi cesur kalemlere daha çok ihtiyaç vardır.

Kanlı 1 Mayıs'ları, Kahramanmaraş'ı, Çorum'u, İzmir İnciraltı katliamını, Sivas Madımak'ı, Gazi Mahallesi'ni unutmamalı… Doğan ÖzÜmit Kaftancıoğlu, Hamit Fendoğlu, İlhan Darendelioğlu, İlhan Erdost, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Vedat AydınMehmet SincarGaffar OkkanHrant DinkNecip Hablemitoğlu cinayetlerini işleyen tetikçilerin kimler tarafından korunup kollandığını iyi anlamak gerekmektedir.

Bu ülkenin geleceği onurlu, namuslu, cesur kalemler karanlık kesimlerce hep hedef alındı. Çok insanımız öldürüldü. Yaşamları karartıldı. Aileleri acılar çekti. Çocuklar babasız kaldı. Çok canlar yandı. Ancak, doğru bildikleri yolda, aydınlık ve ışık peşinde koşarken katledilenlerin fikirleri asla öldürülemedi, yok edilemedi. Daha da büyüdü. Onların demokrasi mücadelesi, cesareti ve dürüstlüğü genç kuşaklara örnek oldu.

Bunca katliamın, cinayetin, devlet içinde yuvalanmış karanlık güçlerce dün olduğu gibi bugün de üstlerinin örtülmesi düşündürücüdür.

Aydınlarımızın ve gençlerimizin kanından beslenenleri gün ışığına çıkarmak Tarih’in değil, devletin görevidir. Devleti yönetenler önlerinde yükselen bu utanç duvarını aşmak zorundadırlar.

Değerli Canlar,

Yıllar evvelinden bugünü anlatan yazılarıyla kalemi güncelliğini koruyan; aydın, demokrat, cumhuriyetçi, laik ve Atatürkçü kimliği ile saygın bir kişilik, cesur bir gazeteciyi Uğur Mumcu'yu ve tüm demokrasi şehitlerimizi bir kez daha saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz...

 

HACI BEKTAŞI VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ BAŞKANI

MURAT YILDIRIM

27 Aralık 2021 Pazartesi

DATÇA’da MARAŞ KATLİAMI ANMASI YAPILDI.

 


DATÇA’da MARAŞ KATLİAMI ANMASI YAPILDI.

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesi öncülüğünde Datça Demokrasi Platformu bileşenleriyle Maraş Katliamı’nın 43. Yılı  sebebiyle gerçekleştirilen Anma Programı 21 Aralık 2021 Salı günü saat 15.00’de Datça Demokrasi Evinde yapıldı.

Sunuculuğunu Adalet Akkoyunlu’nun yaptığı etkinlik katliamda hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşuyla başladı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Datça Şubesi Başkanı Bilge Altun, HBVAKV Datça Şubesi başkanı Murat YILDIRIM’ın konuşmalarının ardından, Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar da bir konuşma yaptı.
Sunucu Adalet Akkoyunlu’nun kendi şiirini okumasının ardından Datça Demokrasi Platformunun ortak kaleme aldığı Basın Açıklaması Hülya hanım tarafından okundu. Açıklamanın ardından Maraş Katliamı Fotoğraf Sergisi gezildi
HBVAKV Datça Şubesi Cemevi tarafından yapılan helvanın gelen misafirlerle paylaşılmasının ardından program sona erdi.


Etlinliğe CHP Datça İlçesi Yönetim Kurulu, HDP Datça İlçesi Yönetim Kurulu, Sol Parti Datça İlçesi Yönetim Kurulu, Milleti Partisi Datça İlçesi Yönetim Kurulu üyeleri, Datça Kadın İş Gücü, Eğitim Sen, Datça Müzik Sevenler Derneği, Datça Kent Konseyi üyeleri katıldı.

Maraş Katliamı'nın 43. yılı Datça Demokrasi Evi'nde gerçekleştirilen anma etkinliğinde yapılan basın açıklaması:




BASIN VE KAMUOYUNA
Sevgili Canlar, Datça'nın yüreği, yüzü aydınlık, direngen insanları hepimize merhaba... Yine bir aradayız, yine bir anmadayız, yastayız ve isyanda...
Bu ülkede yaşanan katliamları, zulümleri unutmamak ve unutturmamak için, hafıza tazelemek için, bir daha asla yaşanmasın diye bazen b ir avuç, bazen daha kalabalık toplanıyoruz. İyi ki varız. Bir daha benzer vahşetler, benzer katliamlar yaşanmasın diye, gerçek hakikat komisyonları kurulup gerçek bir yüzleşme yaşanıncaya kadar hatırlamaya hatırlatmaya devam edeceğiz, Unuttursak, unutturursak sahiden kalbimiz kurusun...

Yıl 1978, tam 43 yıl geçmiş aradan 19 Aralık-26 aralık tarihlerinde Maraş bir hafta boyunca kana bulandı. Bu toprakların tanık olduğu en acımasız katliamlardan biri yaşandı. Resmi rakamlara göre 117 can hunharca katledildi. 176 can ağır şekilde yaralandı.250 ev yakıldı, 100 yakın işyeri tahrip edildi. Gerçek rakamlar hiçbir zaman bilinmedi. İn sanlar toplu mezarlara atıldı. Ölenlerin %98 i Alevi canlarımızdı. Yakılan evlerin ve tahrip edilen işyerlerinin ise hemen hepsi. Bu olayların ardından Alevilerin büyük kısmı mallarını mülklerini bırakarak Maraşı terk etmek zorunda kaldı, Sanayi ve ticarette Alevilerin payı % 80lerdenden % 1'lere düştü. Maraşın demografik yapısı tamamen değişti.
Neden mi? Devletin karanlık mahvillerinde yine karanlık hesaplar yapılıyordu. Yükselen devrimci mücadele, işçi mücadelesi, kimlik mücadelesi, hak ve demokrasi mücadelesi, sosyalist mücadele birilerini çok rahatsız ediyordu. Çünkü devletin kırmızı çizgileri aşılıyordu, buna bir dur denmesi gerekiyordu. 12 Eylül darbesinin gerekçeleri oluşturulmalıydı. Maraş çok dilli çok kültürlü, çok dinli halklar şehriydi. Aleviler karanlık güçler için yine ilk hedefti. Çünkü onlar bir de sosyalistti, komünisti, Kürt'tü. Devletin tekçi kurucu iradesi bir kez daha devreye girdi. 12 Eylül devletinin ilk ilan edildiği şehir oldu Maraş.

Aradan 43 yıl geçmesine rağmen Maraş Katliamının arkasındaki karanlık aydınlatılmadı. Yargılananlar zaman içerisinde salıverildi, mükafatlandırıldı. Davanın bir numaralı sanığı Okkeş Kenger, Ökkeş Şendiller olarak zamanın MÇP'si tarafından Maraştan milletvekili yapıldı.
Alevilerin canı bir kez daha yakıldı.

Bu bir sağ-sol çatışması, Alevi-Sunni çatışması değildi. Topluma böyle lanse edildi. Devletler hep böyle yapar zaten. Kendi varlığını gizlemek için suç birilerine atılır, kışkırtılmış halkın arkasına sığınılır, faille mağdur, eşitlenmeye çalışılır. Oysa yaşanan devletin karanlık mahvillerinde planlanan, yönetilen bir alevi kıyımı, sol sosyalist yok edilmesiydi. Toplumun kutuplaştırılması, farklılıkların, direnmenin, örgütlenmenin, yükselen halk hareketinin yok edilmesi uygulamasıydı. Başarılı da oldu.

Bir hatırlayalım neler olmuştu 43 yıl önce bugünlerde Maraş'ta.
Önce Ülkü ocaklarının getirdiği bir filmin gösterimi yapılan bir sinemaya patlayıcı madde atılarak il kıvılcım çakılır. Ülkü ocaklarının görevli kadrosu- Bahçelievler katliamını yapan Haluk Kırcı ve ekibi bir hafta önceden konuşlanmıştır Maraşa zaten. Solcular sinemaya bomba attı denilerek tansiyon yükseltilir. Bu bahane edilerek İki sol görüşlü öğretmenin cenazesinin kaldırılmasına izin verilmez çatışmalar yaşanır. Hemen akabinde Belediye hoparlerinden, ardından cami hoparlöründen “üç Müslüman din kardeşimiz koministler, aleviler tarafından öldürüldü herkes cenazeye katılsın” çağrıları yapılır. Yüzlerce kişi ellerinde uzun namlulu silahlar, tabancalar, av tüfekleri benzin bidonlarıyla alevi mahallelerine saldırıya geçer. Bunlar yaşanırken planın ikinci aşaması devreye konur. Askerlere “Kışlaya saldırı oldu, Aleviler kışlaya saldırdı telsiz çağrısı yapılır. Plan başarıya ulaşmış istenen olmuştur. Onlarca ev yakılır yıkılır, çocuk yaşlı demeden hunharca çok sayıda insan öldürülür.
Maraşta yaşanan gözü dönmüşlük ve vahşetin boyutları planlayanları bile dehşete düşürür sonraları. Kenan evren anılarında 5-6 aylık bebeğin bacaklarından ayrılarak ikiye bölündüğünü anlatır jandarma komutanının ağzından.
14 Yaşındaki parçalanarak kazana atılıp yakılan Ali Traş, karnındaki sekiz aylık bebeğiyle katledilen Esma Suna, kocasına “onların eline bırakma beni sen öldür” diye yalvaran Ümmühan Doğan, memeleri kesilen genç kadınlar, direklere çivilenen erkekler hafızamıza silinmemek üzere kazındı. Alevi toplumunun hafızasına da öteki olmak, güvensizlik, acımasızlık olarak.



Tanıklıklar, tutanaklar gösteriyor ki bu saldırılara karşı direnen bir avuç insan olmasaydı katliamın boyutları çok daha büyük olacak, binlerce insan yok edilecekti.
Maraş katliamı devlet şiddeti, ülkücü paramiliter güçler ve halkın şiddetinin bir araya geldiği nadir katliamlardan biri. O nedenle Maraş katliamı halen yaşayan bir katliam aslında. Katliamı yaşayanların büyük bir kısmı her şeylerini bırakarak şehri terk ettiler. Katliama tanıklık eden çocukların yüzde 90'ı Maraş'ta kalmadılar, hatta Türkiye de de kalmadılar... Avrupa'nın birçok kentinde bir sürgün, göç hikayesi olarak aktarılarak devam ediyor. Gerçekler ortaya çıkartılmadıkça yüzleşilmedikçe, helalleşilemedikçe de devam edecek.
O günden bugüne değişen tek şey Devletin artık bu katliamları yaparken çok daha pervasız oluşu açıktan açığa kıyım yapması yok etmesi, Cizre'de, Sur'da olduğu gibi.
Bu öyle bitmeyen, kışkırtılan bir düşmanlık ki cezaevinde olana Aysel Tuğluk'un annesinin naaşı gömüldüğü mezarlıktan çıkarıldı aynı zihniyetin devamı linççiler tarafından. Bu da kazındı hafızalarımıza unutulmamak üzere.
Ermeni kıyımıyla, yüzleşilseydi Dersim yaşanmayacaktı, 6-7 Eylül yaşanmayacaktı. Maraş Katliamı açığa çıkarılsa yüzleşilse, Çorum, Sivas, Roboski, Suruç, Kobene olayları yaşanmayacaktı.

Saymakla bitmez ki..
Daha bir ay önce Kadıköy'ün göbeğince bir gencimiz, Set işçisi Çetin Kaya dur ihbarına uymadı diye öldürüldü. Cezaevlerinde hasta tutsaklar bile isteye öldürülüyor, işkenceyi ifşa etti diye bir kadın Garibe Gezer hücresinde ölü bulundu.
Bir yandan da fütursuzca sürdürülen ekonomik şiddet, yoksulluktan intiharlar, ekmek kuyruğunda milyonlar...
Sevgili Rakel Dink'in dediği gibi bir çocuktan katil yaratan bir devlet. Kendi halkını bile isteye bölen parçalayan, ötekileştiren, düşmanlaştıran, linç kültürü aşılayan yoksullaştıran, bütün bunları “devletin bekası” ardına saklayan bir devlet. Yıllardır hangi hükümet gelirse gelsin değişmeyen bir devlet yapılanması. Tekçi, ümmetçi, mafyatik... Artık yeter...
Maraş katliamı yaşandığında Başbakan Bülent Ecevit'ti, İçişleri bakanı İrfan Özaydınlı. Engelleyemedi neden? Yüzleşmedi de. Sivas katliamında da İnönü engelleyememişti neden?
Kılıçdaroğlu "helalleşmek lazım" dedi. Bu ülkenin Kurucu Partisi CHP'nin Genel Başkanının bunu söylemiş olmasını çok önemsiyoruz. Bu devlet 100 yıllık kanlı tarihiyle yüzleşmek zorunda. Bizzat planlayıcısı, uygulayıcısı olduğu katliamları ortaya çıkarıp aydınlatmak zorunda. Bu toprakların Çok dilli, çok dinli, çok kültürlü olduğunu, bunun en büyük zenginliği olduğunu görerek kendisini yeniden inşa etmek zorunda. Barış, adalet, demokrasi, insan hakları, özgürlük diyen tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri kurumlar bireyler hakikatlerin ortaya çıkarılması, yüzleşilmesi, sonra da helalleşilmesi için çaba sarf etmeliyiz.
Evet bir daha benzer katliamların yaşanmasını istemiyorsak yüzleşmemiz gerekiyor tüm toplum olarak. Bu devlet yaptığı katliamlarla yüzleşmeli, bu toplum ortak olduğu suçlarla yüzleşmeli, her birimiz bu olaylar yaşanırken aldığımız tutumlarla yüzleşmeliyiz, Toplum olarak yaşadığımız travmaları, güvensizlikleri başka türlü aşmamız, demokrasiyi inşa etmemiz mümkün değil. Yeni bir toplum sözleşmesi, kuruluş sözleşmesi oluşturmalıyız. Başka türlü bu topraklara barışın, huzurun, demokrasini gelmesi mümkün olmayacaktır.
Datça Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı öncülüğünde Datça Demokrasi Platformuyla birlikte düzenlediğimiz bu basın toplantısında
Maraş Katliamında direnerek, kendi canları pahasına binlerce canımızı katliamdan kurtaran direnişçileri, yaşamlarını kaybeden canlarımızı saygıyla anıyoruz.
Maraş Katliamı davası yeniden açılmalı gerçekler ortaya çıkarılmalı.

Katliam sonrası Maraş'ı terk edenlerin torunlarının korkusuzca Maraş'a dönerek, huzur içinde yaşayabilmesi dileğiyle.
Yüzleşeceğiz.... Rızalık alacağız.... Helalleşeceğiz... Birlikte başaracağız...






















DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ ELEKTRİK ZAMMINI PROTESTO ETTİ

Datça Demokrasi Platformu tarafından 5 Şubat 2022 Cumartesi günü AYDEM önünde gerçekleştirilen Elektrik Zammı protestosuna Hacı Bektaş Veli ...