Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça
Şubesi Cemevi
tarafından hazırlanan “Mayıs’ın Solan
Gülleri” programı 31.05.2019 Cuma
günü Datça Cem Evi’nde yapıldı.
Slayt gösterimi ile
başlayan etkinlikte Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat
Yıldırım, açılış konuşması yaptı. Deniz
Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan, Terzi Fikri gibi Mayıs ayında
yitirdiğimiz canlarla ilgili Av.
Günay Çelik’in geniş bir sunum yaptığı program, Halk Müziği dinletisi ve
gelen lokmaların paylaşımı ile sona erdi.
HACIBEKTAŞI VELİ ANADOLU KÜLTÜR
VAKFI DATÇA ŞUBESİ CEM EVİ BAŞKANI MURAT YILDIRIM’IN MESAJI: MAYIS’IN SOLAN GÜLLERİ
Mayıs ayı baharda açan çiçeklerin ve bereket dolu
bitkilerin, buğday başaklarının filizlenerek dara durduğu en güzel ay. En güzel zaman derler Mayıs için.
Çiçeklerin ve kuşların hayatın tadına vardığı solmaya ve ölüme en uzak zaman gibidir aslında.
Ancak işte böylesi yaşam coşkusu ile dolu bir zaman
da yitirdik ülkenin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi için mücadele eden
gençlerini.
Nurhak’ta
öldürüldü Kadir Manga. Sinan Cemgil ve Alparslan Özdoğan’la
birlikte. 68 kuşağının öncülerinden son derece iyi eğitimli idealist ve
yurtsever devrimci gençlerdiler. Bu ülkede ezilen işçiler ve köylüler için
canını ortaya koyuşlardı. Denizlerin Gemerek’te yakalanmaları üzerine arkadaşlarının
özgür bırakılması talebiyle Adıyaman civarındaki Nurhak dağına çıkmış ve ne
yazık ki, uğruna mücadele ettikleri köylülerce jandarmaya ihbar edilmişlerdir. 31 Mayıs 1971 de çıkan çatışmada
öldürüldüler.
Yıl
1972 idi, mayısın altısını gösteriyordu takvimler.
Deniz Gezmiş Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan. 27 Mayıs 1960'da askerin darbeyle
yönetime el koymasından bir yıl sonra Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idam edilmesinin
ardından sağ kanattan yükselen "intikam" çağrıları sonrası tek suçları “tam bağımsız Türkiye” demekken
TBMM’de "3 e 3" bağırışları
arasında idamları onaylanan Darağacındaki
üç fidan…
18
Mayıs 1973 ’tü tarih. Ocak ayında Çemişgezek’te
girdiği çatışmada yaralanan, 5 gün süren kaçaklığın ardından yine bir ihbarla
yakalanan ve yaralı olduğu halde yürütüldüğü için ayakları donan İbrahim Kaypakkaya ölümü kucaklamıştı bu defa. O
İbrahim ki, donmuş ayaklarının kesilmesine izin vermediği halde ilaçla
uyutularak ayakları kesilmişti. Diyarbakır cezaevinde işkencede insan onurunu
savunarak; direncin karşısında zulm edenin aciz kaldığını, işkencenin gücünü
yitirdiğini gösteren bir yürek, halka bağlılık ve ölüme direnişiyle efsaneleşen
bir önderdi…
Mayısta
toprağa düşen gençlere çok geçmeden birlikte 6. Filo’ya
karşı eylemlerde yer alan abileri Terzi
Fikri de katıldı. Ordu Fatsa'nın
devrimci belediye başkanı, Türk solunun öncü ismi Fikri Sönmez. Karadeniz bölgesinin
emekçi ve köylüleri ile mücadele yürüten ve bu mücadelesi nedeniyle 50’nin
üzerinde kişinin katledildiği Çorum Katliamı sırasında Başbakan Demirel, tarafından “Çorum’u bırakın
Fatsa’ya bakın” ifadeleriyle hedef gösterilen Terzi 11 Temmuz 1980’de
başlatılan “Nokta operasyonu” ile gözaltına alındı. Hayatının geri kalanı
cezaevi koşullarında, işkenceyle geçti ve 4
Mayıs 1985’te kalp kriziyle yaşama veda etti.
Yaşamları ve mücadeleleri ile her biri birer yıldız
olan bu güzel insanlarımıza ağıt yakan, özgürlüğü, mücadeleyi, sesiyle
bağlamasıyla, mızrap mızrap örgütleyen yaşamı sıkıyönetim mahkemeleri,
cezaevleri ve sıla hasretiyle geçen ünlü halk ozanımız Mahsuni Şerif’te Mayısta yitirdiğimiz değerlerimizden. 'Elhamdülillah
Kızılbaşım ve Laikim. Ben değil yedi sülalem kızılbaştır. Bir suç varsa oda
dedemdedir! " dediği için, hakkında DGM tarafından açılan dava 7
Mayıs 2002 günü vefat ettiğinde henüz sonuçlanmamıştı.
Tüm kire, kana ve namertliğe karşı bize yüreğimizi
karartmamayı ve masumiyeti öğreten ve bir mayıs ayı çıkıp giden… Geleceğimizi
tiranlara ve zalimlere kaptırmayalım diye halkımıza bir özgürlük mirası
bırakarak geleceğimizi aydınlatmak için solmak pahasına “Devrimciliğin olanca
ateşini” yakan mayısın tüm güllerini saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.
HACIBEKTAŞI VELİ
ANADOLU KÜLTÜR VAKFI
DATÇA ŞUBESİ CEMEVİ
BAŞKANI
MURAT YILDIRIM
AV. GÜNAY ÇELİK’İN MESAJI
Değerli dostlar; farklı
yılların Mayıs aylarında katledilen
canlarımızı, yitirdiğimiz aydınlanmacıları hatırlatmak ve bu yaşanmışlıkları
yeni kuşaklara anlatmak amacıyla düzenlediğimiz etkinliğe hoş geldiniz.Amacımız
yaşanan bu travmaları unutmadığımızı,unutturmayacağımızı dile getirmektir.
Şimdi farklı yılların Mayıs aylarında ki
yaşamışlıkları sıralı olarak hep birlikte anımsayalım.
. Yıl 1 Mayıs 1977. 500.000 kişi Taksim
Meydanında; Dünya Emek ve dayanışma Bayramını kutlamak amacıyla
toplanmıştı.DİSK Genel Başkanı Kemal TÜRKLER konuşmaya başladığı sırada önce
birkaç dakika arayla iki el silah sesi
duyuluyor,yaşanan paniğin ardından sular idaresi ve İntercontinetal (Marmara
Oteli)Otelinden uzun namlulu silahlarla
Miting meydanındaki kalabalığın üzerine ateş edilmeye başlanıyor,ayrıca bir
Panzer işçilerin üzerine su sıkarak ve onları ezerek saldırıyor.Beyaz renkli
bir Renault marka araçtan insanların üzerine ateş ediliyor ve Kazancı yokuşu
bir Kamyon ile kapatılarak o yöne kaçışların önlenmesi sağlanıyor .Bu
yaşananların sonucunda 5 kişi kurşun yarasıyla,bir kişi Panzerin altında
kalarak ve 28 kişi ezilerek hayatını kaybediyor.126 kişi yaralanıyor.Bu olay
tam olarak aydınlatılmadı,failler bulunamadı yada bulunmak istenmedi.Yani gizli
bir el olayın üzerine gidilmesini engelledi.Ama bu olay emekçilerin ve
aydınlamacıların içinde kanayan bir yara olarak kalmaya devam edecek, asla
unutulmayacak ve unutturulmayacaktır.
.Şimdi sizlere bir başka yaşanmışlıktan söz
etmek istiyorum. Yıl 1979 yer Fatsa.Yerel seçimlerde diğer Partilerin aldığı
toplam oydan fazla oy alarak Fikri SÖNMEZ
Belediye Başkanı seçilir.Namı diğer adıyla Terzi Fikri sol-Sosyalist
kültürden gelen,1978-79 yıllarında “Fındıkta sömürüye son” Mitinglerinin
örgütleyicisi Devrimci bir insandır.Belediye Başkanı seçildikten sonra halkın
yönetime doğrudan katılımını sağlamak amacıyla seçim yapılmak suretiyle
komiteler oluşturuyor,her iki ayda bir binlerce kişinin katılımı ile
değerlendirme toplantıları yaptırarak yapılan işler değerlendiriliyor ve
aksaklıklar bu toplantılarda tespit edilip düzeltilme yoluna gidiliyordu.Burada
yapılanları kapsamlı bir biçimde anlatmak zaman açısından olanaklı değil.Kısaca
halkın yönetime katıldığı ,katılımcı Belediyeciliğin uygulandığını
söyleyebiliriz.Düzenin bundan ne kadar rahatsız olduğunu bir örnekte
görebiliriz.Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e “Çorumda neler oluyor” sorusu
sorulduğunda;”Siz Çorumu bırakın Fatsa’ya bakın” cevabının verilmesinde bu
rahatsızlığın hangi noktalara geldiğini
görebiliriz. 11 Temmuz 1980
tarihinde Askeri operasyonlar başlatıldı. Fikri SÖNMEZ tutuklandı ve aylarca
süren işkencelere maruz kaldı.12 Eylül darbesi koşullarında Cezaevi
direnişlerine öncülük etti. Bunca mücadeleye dayanamayan bedeni iflas etti
ve 4 Mayıs 1985 tarihinde Amasya
cezaevinde yaşama veda etti. Aramızdan
ayrılışının 34.yıl dönümünde Fikri SÖNMEZ’İ saygı ve minnetle anıyor, halk ve
emekten yana mücadelesi önünde hürmetle eğiliyorum.

6 Mayıs hepinizin
bildiği gibi kutsal Hıdır İlyas kutlamalarının yapıldığı gündür. Yurdun dört
bir yanında halk bu günü kendi inançları doğrultusunda çeşitli etkinliklerle
anar.Halkın kutsal bildiği bu gün aynı zamanda 47 yıldan bu yana içimizi yakan
acı bir olayın yaşandığı gündür bizim için.6 Mayıs aynı zamanda gencecik üç
fidanın;Deniz Gezmiş,Hüseyin İnan ve Yusuf Aslanın katledildikleri
tarihtir.Onlar yoksul halktan ve emekten yana tavır koyan,Emperyalizme hayır
diyen,kendilerine huzurlu ve mutlu bir yaşam oluşturma projeleri yapmak yerine
yaşamlarını yoksul halka adayan fidanlardı.Onlar altıncı Filo askerlerini
Dolmabahçe de denize döktükleri için katledilirken,onlara ve arkadaşlarına bu
eylemlerinden dolayı saldıranlar bu gün iktidarın bütün olanaklarından
faydalanarak saltanatlarını sürdürüyorlar.Yani onlar Emperyalizme karşı
bağımsızlık mücadelesi verdikleri için bedelini canlarıyla ödediler ama egemen
güçlerin maşası olanlar bu gün keyif içinde saltanatlarını sürdürüyorlar.Bu ne
yaman çelişkidir.Bakın ,Atilla İlhan mısralarıyla bu acıyı nasıl dile getiriyor
;
Bir yangın ormanından
püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık
yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri
aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan
ortalık karardı..
Deniz GEZMİŞ, Hüseyin
İNAN ve Yusuf ASLAN 6 Mayıs 1972 Yılında Katledildiler.Anıları yolumuzu
aydınlatmaya devam ediyor.Ayrıca onların Avukatı ve Ağabeyleri Av. Halit ÇELENK
5 Mayıs 2011 tarihinde aramızdan ayrıldı.Halit ÇELENK’İ saygı sevgi ve hürmetle
anıyorum.
.17 Mayıs 2002 tarihinde aramızdan ayrılan Aşık
Mahzuni ŞERİF’İ aramızdan ayrılışının 17.yılında anmadan ve anlatmadan geçmek
olmaz. Hepinizin bildiği gibi aşıklık yada ozanlık geleneğinde; toplumun kültür alışkanlıklarını, yoksul ve
ezilenlerinin sömürüye karşı direnişlerini, töre ve gelenekleri, inançları,
önemli yaşanmışlıkları, kuşaktan kuşağa Sazıyla sözüyle yada yazarak aktarmayı
ilke edinen bir anlayış vardır.
Anadolu coğrafyasında bu gerçekleri; canının
yanacağını bile bile söyleyebilen ozanların yaşadığını hepimiz biliriz. Onlar
,savaş meydanlarında göğüs ğöğüse çarpışan cengaverler kadar,hatta onlardan
daha cesurdurlar. Çünkü bir askerin üstleri tarafından verilen emir gereği,
savaş meydanına gitme zorunluluğu vardır. Oysa bir ozanın böyle bir zorunluluğu
yoktur.Haksızlığı ve ezilmişliği dile getirmeyi başkalarının iradesiyle değil
kendi iradesiyle seçmiştir.
İşte çağımızın Pir
Sultanı sıfatını hakkeden ve yukarıda sıraladığımız meziyetleri kendisinde
barındıran en önemli ozandır Aşık Mahzuni.
1950 li yılların
Radyoların da Amerikan dostluk şarkıları söylenirken;”Defol git benim yurdumdan/Amerika katil katil” diyebilme cesaretini
gösteren, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslanın İdamlarını içine
sindiremediği için dönemin Başbakanına“Musa
isen turi Sinan / Haktan gelmişidi inan/Yesin seni yilan çiyan/Erim erim
eriyesin/sürüm sürüm sürünesin.”diyebilen, yoksulların sesi olup tamda
günümüzü anlatan “Yoksulun sırtından
doyan doyana/Bunu gören yürek nasıl dayana/Yiğit muhtaç olmuş kuru
soğana/Bilmem söylesemmi söylemesem mi” diyebilen,İbrahim Kaypakkayayı
ihbar ederek yakalatan Cafere “Mama
verdik dert büyüttük/Arpa ile oruç tuttuk/Seni bile adam ettik/Tuuuh Allah
belanı versin/Cafer Cafer Cafer Cafer/” Diyerek tepkisini gösteren Aşık
Mahzuni Şerif; sizce günümüzün Pir Sultan Abdal’ı sıfatını hak etmiyor mu.
Tüm yaşamı boyunca baskı ve sömürü düzenine eğilmeden
bükülmeden karşı durmuş bu duruşunun bedelini fazlasıyla ödemiş Ozanımızın
anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Türkiye
sol hareketinin önde gelen isimlerinden İbrahim KAYPAKKAYA 24 ocak 1973 yılında
Çemişgezek ilçesinde çıkan bir çatışmada yaralanır. Beş gün civar köylerde
saklanır.Bir Öğretmenin ihbarı üzerine yakalanır.Yaralı olarak soğuk Kış
koşullarında çıplak ayalarıyla yürütülür.Donan ayaklarının kesilmesine direnir
ama yemeğine konan ilaçla uyutulur ve ayakları kesilir.İyileştikten sonra
işkence edilerek,örgütüyle ilgili bilgi alınmaya çalışılırsa da;ne kendisini
nede örgütünü bağlayan hiçbir bilgiyi işkencecilere vermez ve işkence sırasında
yaşamını yitirir.Parçalanmış cesedini bir çuvala koyan Baba bir hamal ile
anlaşır,hamal; “ Amca bu çuvalda ne var “ deyince ,Babası “Oğlum solcuydu,işkencede
öldürüldü.Çuvalın içinde oğlumun cesedi var” deyince,hamalın gözleri dolar ve
“Yükün çok ağır.Ben senden para alamam” der ve ağlayarak oradan uzaklaşır.18
Mayıs 1973 tarihinde insanlık dışı
işkencelerden geçirilerek katledilen
ve günümüzde bile Mezarının ziyaret edilmesi sakıncalı görülen ”Ser
verip sır vermeyen” yiğit İbrahim KAYPAKKAYA ‘YI ,saygı ve minnetle anıyorum.
.18 Mayıs 2009 yılında kaybettiğimiz;Tıp alanında Lepra ile
yaptığı mücadele ve Anadoluda yoksul kız çocuklarını eğitim ile buluşturan
Prof.Dr. Türkan SAYLAN’I saygı ve minnetle anıyorum.
.22 Mayıs 2014 tarihinde Ok Meydanı Cem
evinde Polis kurşunuyla katledilen Uğur KURT’U saygıyla anıyorum.
Yine 1980
28 Mayıs ta başlatılan,Temmuz
ayının ilk haftasına kadar devam eden Çorum Katliamının ,içimizde kanayan bir
yara olduğunu hatırlatmak isteriz..
Şimdi size Çorum katliamının nasıl başlatıldığını, yaşanan travmayı ve sonrasında neler olduğunu çok özetlenmiş
haliyle anımsatmak istiyorum. 1980 Bahar aylarında Amerikan büyük Elçiliğinde
görevli CİA ajanı Robert Alexsander Pack; gerekçesi kamu oyu ile paylaşılmadan
Çorum’a giderek yerel ve kamu görevlileri ile görüşür.Daha sonra Tokat ve
Amasya da görüşmeler yapar.Bu;Çorum ile ilgili hazırlığı önceden yapılan
katliam senaryosunda Amerikan parmağının olduğunun açık kanıtıdır.Ardından
gündeme konacak senaryo ya karşı çıkması ihtimali olan Vali,Emniyet
Müdürü,Milli Eğitim Müdürü ve onlarca Polis bölgeden uzaklaştırılır.Bu ve buna
benzer hazırlıklar tamamlandıktan sonra
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında kız Öğrencilerinin kıyafetleri
bahane edilerek ,”İslamcı Gençlik” imzalı bildiri dağıtılır.27 Mayıs 1980
tarihinde Gün Sazak’ın öldürülmesi bahane edilerek bir gün sonra olayların
başlangıç fitili ateşlenir.”Kana Kan,intikam” Sloganıyla başlatılıp Temmuz
ayının ilk haftasına kadar devam eden olaylarda Kent Merkezinde Alevi ve
Solculara ait Ev ve İş yerleri tahrip edilmiş,kırsalda yollara barikatlar
kurularak ,ele geçirdikleri Alevileri insan vicdanının kaldırmayacağı
işkencelerden geçirerek
katletmişlerdir.Bütün bunları yaparken Sünni inanışa mensup vatandaşları
yanlarına çekebilmek ve yapılanları meşru göstermek için kamu araçlarından yapılan
anonslarla, bildirilerle,Camiler den yapılan anonslarla ve TRT de
“Aladdin Camisine patlayıcı madde atıldığını ve camiye ateş edilmesi
sonucu olayların başladığı “ yalanını yayarak algı oluşturulmaya çalışılmış ve
Cihat çağrıları yapılmıştır.1980 Temmuz ayının ilk haftasında olaylar bittiğinde
ortaya çıkan bilanço 57 ölü,200 yaralı ,tahrip edilerek yakılan 300 ev ve
işyeridir.Nedendir bilinmez ama Çorum katliamı, kamu oyundan adeta gizlenmiş ve
gereken tepki gösterilmemiş yada engellenmiştir. Olaylardan sonra büyük bir
Alevi nüfusunun bölgeyi terk ettiği bilinmektedir. Bu katliam; hala Alevilerin
ve duyarlı yurttaşların içinde kanayan yara olmaya devam ediyor. Çorum katliamı
ile ilgili açılan davalarda Adalet
yerini bulmamış ve sonuç tam bir fiyasko olmuştur.

Biliyorum; içimizden
“Amma Mayıs ayıymış” diyoruz ama farklı yılların Mayıs ayında yaşanan acılar anlattıklarımızla
sınırlı değil.31 Mayıs 1971 yılında Nurhak Dağlarında katledilen Sinan
CEMGİL,Alpaslan ÖZDOĞAN ve Kadir MANGA’YIDA unutmadık,unutturmayacağız.Son
olarak 28 Mayıs 2013 tarihinde başlayan gezi Direnişi süecinde katledilen
canlarımız; Mehmet AYVALITAŞ’I,Abdullah
CÖMERT’İ,İrfan TUNAY’I,Selim ÖNDER’İ,Etem SARISÜLÜK’Ü,Zeynep ERYAŞAR’I,Medeni
YILDIRIM’I,Ali İsmail KORKMAZ’I,Ahmet ATAKAN’I,Serdar KADAKAL’I ve Berkin ELVAN’I sevgiyle, saygıyla anıyor,Mayısta solan
güllere, hepimizin adına bulutların ötesine karanfiller gönderiyorum.Mayıslarda
başka acıları yaşamama dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Av. Günay ÇELİK